Hatay Day 1

By 0

On Day 1 we landed at Gaziantep Airport, hopped on a taxi and went to Hatay straight away. After a good amount of bargaining and nagotiating on not turning on the ‘taxi-meter’ the taxi took us to Antakya, Hatay for 300TL in about 2.5 hours.

Note: make sure too bargain on a fix price before long journeys as the taxi drivers are very prone to go from a longer route to charge you extra 🙂 During this 4 days stay, we not only bargained with taxi drivers but pretty much most of the sellers out there. You en up buying things for much cheaper and I can say my “bargaining skills” are greatly improved 🙂

İlk gün Gaziantep Havalimanı’na iner inmez, kısa süren bir pazarlık sonrasında taksiye atlayıp 2.5 saatlik bir yolculuk (ve 300TL) yaparak doğruca Hatay’a gittik. Burada altını çizmeden geçemeyeceğim, 4 günlük serüvenimiz boyunca sadece taksicilerle değil esnafla da sıkı pazarlık yaptık. Bir çok şeyi ilk söylenen fiyatın yaklaşık 3’te 2 sine almış olduk. Bu 4 günde “pazarlık yapma yeteniğim“ gelişti desem yalan olmaz sanırım 😀

IMG_20150708_220722

Anyway, we stayed at a small Hotel which wasn’t the best but was at a decent price and located centrally. We dropped off  our bags and headed straight out for dinner at Sveyka Restaurant. Although the name sounds more Russian to me than anything else, the food served is authentic Hatay cuisine. There are a lot of Arabic influenced mezes, hot starters and -a lot- of meat. And when I say a lot, trust me, i mean it 🙂

The waiters were quite helpful at advising us on the specialties we should try. We ended up getting a selection of local mezzes including abugonnuş, yogurt, mutebbel, green olive salad, hummus and zahter salad. Zahter apparently meaning thyme in arabic. The mezzes were followed by some spiced mince filled pastry, and four different types of kebab; tepsi kebab (tray kebab), vişneli kebap (kebab with sour cherry), kaz başı (diced beef) and Halep Kebab. The winner for me was the Halep kebab with its melt in the middle cheese + pine nut combination. The food was quite spicy yet tasty, and just like the food we would be having for the next 4 days, quite fatty 🙂 The bill came to be around 10 euroes per head, this being the most expensive place we dined during those 4 days. So yes, food is not so expensive at that corner of the world 🙂

 

Kaldığımız hotel lüks olmaktan çok uzak, küçük ama konum olarak çok güzel bir yerdeydi. Hotele varır varmaz çantalarımızı bırakıp akşam yemeği için Sveyka Restoran’ın yolunu tuttuk. Sveyka her ne kadar da bana Rusya ve Rusça’yı anımsatsa da, yöresel Hatay yemek ve kebapları yapan, otantik bir restoran. Mekan’da Arap esintisinin rahatça hissedildiği mezeler, bir çok ara sıcak ve bolca kırmızı et mevcut.   

Garsonlar neleri denememiz gerektiği konusunda bize bir hayli yardımcı olarak, ortaya abugonnuş, yoğurt, mutebbel, yeşil zeytin salatası, humus ve zahter salatasından oluşan karışık bir meze tabağı  getirdiler. Bu arada zehter Arapça’da kekik anlamına geliyormuş, onu da öğrenmiş olduk 🙂 Mezelerden sonra baharatlı et ile doldurulmuş sucuklu börek ve olabildiğince farklı tatları deneyimleyebilmemiz için yine ortaya  yöresel tatlar olan, tepsi kebabı, vişneli kebap, kaz başı (kuşbaşı dana eti) ve Halep Kebabı getirildi.  Ortasından uzayan erimiş peynir ve çam fıstığı karışımıyla benim favorim Halep Kebabıydı Herşey çok lezzetli, ancak önümüzdeki 4 gün boyunca yeyeceğimiz herşey gibi çok yağlıydı 🙂 

Hesap kişi başı 30 TL civarında geldi. Şimdi bir düşünüyorum da 4 gün boyunca yediğimiz en pahalı yemek buydu 🙂 Türkiye bu bölgelerinde yeme içme pek de pahal sayılmaz sanırım 🙂

IMAG2995We then made our way to try Hatay’s famous dessert called ‘Haytali’. Think solid custard pieces swimming in a rose syrup topped with two scoops of plain ice-cream. Light and refreshing. A definite must try!

One thing I found very interesting was the setting of this and many other cafe like places in Hatay. You first hesitate to step in since it’s only middle aged and elderly man sitting outside, but when you look closely there are signs stating that a ‘family friendly inner garden is available’ . So that’s exactly what we did, and I suggest you do too unless you want to sit with a bunch of older man 😀

Karnımızı doyurduktan sonra ise Hatay’ın meşhur tatlılarında biri olan “Haytalı“ denemeye gittik.  Bizim Kıbrıs’ta, özellikle yaz aylarında bolca yenen ’Su Muhallebisi’ne’ benzeyen bu tatlı hem çok hafif hem de çok lezzetli. Su muhallebisinden tek farkı Haytalıdaki muhallebinin su değil süt kullanılarak yapılması. Ha bir de üzerine eklenen iki top sade dondurma.

Hatay’da kaldığımız süre boyunca ilgimi en çok çeken şeylerden biri de, kahvecilerin önünde hep adamların oturuyor olması. İlk başta girmeye çekinecek gibi olsak da, sonrasında “İç bahçede aile yerimiz mevcut” levhasını görünce şansımızı denemeye karar verdik. Yani diyeceğim olur da Hatay’a gidersen mutalaka iç bahçelere bir uğra! 🙂

IMAG2998

Unfortunately, I don’t have any photos from the restaurants, and these ones are very bad quality since for some stupid reason I decided not to take my cam with me that evening.

Nedenini çözemesem de çok salakça davranıp ilk gece kameramı yanıma almadım. Bu yüzden de maalesef Sveyka Restoran’dan hiçbir fotoğrafım yok. Bu posta yüklediklerimse telefondan çekildiği için epeyce kalitesiz.   Kusura bakmayın 🙂

No Comments Yet.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *